Ya gerçek sandıklarımız yalandan ibaretse?
Gerçeklik

Kızıl bir gökyüzü hayal edin. Onun içinden parıldayan yıldızları ve karanlık gökkuşağını. İşte bunun altında bir kubbe var ve ben oradan sizlere bu satırları yazıyorum. Size tüm kalıp ve yaptırımlardan uzan zamanı olmayan bir esnada tüm bu olup bitenleri anlatıyorum. Ben, bu yapıtın yaratıcısı, sanatın sanatkarıyım. Şu anda hangi evren, alem veya boyuttan bu anlattıklarıma kulak verdiğinizi bilmeden tüm olup biteni ve hakikati sizlerle paylaşacağım.

Karanlık ama çok karanlık bir gündüz vaktiydi. Kendi yolunda giden bir güvercin ile gök yüzünde karşılaşmıştı. O bir kartal veya leylek değildi. Modern teknoloji çağından kalma bir uçak, dron veya hayal edebileceğiniz başka bir şey de değildi. O içerisinde ruh, nefis ve zümreyi taşıyan; hem insan, hem hayvan hem de bir ruh olan bir varlıktı. Tarifi olanaksız, kavranması imkansız bir varlık zümresiydi. Aslında tüm yaratılanların özünde olduğu gibi, o da yalnızca sıradan bir varlık zümresiydi.

Her şey o vakti seherde güvercinle karşılaşmadan önce veya tam zamanlı başlamıştı. Kimi alemde yüzyıllar evvel, vakti an olan zaman boyutunda kısa süre önce, bir evrende hemen şimdi, başka evrende ise uzun bir zaman önce olmuştu. Ama olan o karşılaşmadan hemen önce olmuştu.

Dünyaya geleli çok uzun zaman olmuştu. Güneşin doğuş ve batışını 2 ... Devamını Okuyun »

Kategori: Gelişi Güzel | Okunma: 733 | Ekleyen: jungnet | Tarih: 17.03.2018 | Yorum (0)